DERVİŞ ALİ

Dostun bahçesinde üç gül açılmış

Göz gezdirdim gülün biri üzgündür

Bir saatte ben görmezsem yârimi

Saatim yıl olur günüm yüz gündür

Derviş Ali’m yâri görmedim bugün

Bülbül güle figan eder gün be gün

Şu gözlerim yâri görmezse bir gün

Can çabalar ceset candan bezgindir

Deyişlerindeki kullandığı duru dilden, işlediği konulardan, uyakların sağlamlığından çok güçlü bir ozan olduğunu anladığımız Derviş Ali hakkında (ne yazık ki) çok somut ve ayrıntılı bilgi yok. Hakkındaki en önemli bilgileri yine kendi deyişlerinden ediniyoruz.

Bir deyişinde, Hacı Bektaş postnişini Feyzullah Çelebi’yi mürşit olarak kabul ettiğini dile getirmesinden yola çıkarak Feyzullah Çelebi ile aynı çağda (19. Yüzyıl) yaşadığını söyleyebiliriz. Bir başka deyişinde geçen;

“Tarih Bin iki yüz* oldu bu sene

Derviş Ali’m söyler hem yana yana

Kerbela çölünde ulu meydana

Şehitlerden akan al kan ağladı.” Şeklindeki dörtlük, bu kanımızı daha da güçlendiriyor.

Yine deyişlerinde işlediği konulardan, daha önceki Yüzyıllarda yaşamış ünlü Alevi-Bektaşi ozanların izinde olduğunu, aynı geleneği sürdürdüğünü 19. Yüzyıl’ın en güçlü Bektaşi ozanlarından biri olduğunu anlıyoruz.

Derviş Ali’nin nerede doğduğu, nerelerde yaşadığı, nerede Hakk’a yürüdüğü ise kesin bir şekilde bilinmiyor. Edebiyat çevreleri O’nun Orta Anadolulu, daha çok Sivas köylüsü olduğunu kabul ediyor. Şarkışla’nın Emlek Bölgesi’nde edebiyatla ilgili, ozan geleneğini bilen birçok kişi de, o bölgenin ozanlarından olduğunu söylemektedir. Ki… Bu görüşü oldukça güçlü bir tez olarak kabul etmek yanlış olmaz.

Derviş Ali deyişlerinde en çok hece vezninin 6 + 5 ve 4+4+3 (koşma kalıbı), bazen de 4+4 şeklini (semaî) kullanmıştır. Yaşadığı çağın diğer ozanlarında olduğu gibi yer yer Farsça sözcükler kullansa da akıcı, coşkulu ve anlaşılır bir dili vardır. Şiirlerinde tarikatla ilgili konular daha fazla işlemiştir. Bu şiirlerden çoğu da bir ezgiyle bütünleşerek gündeme gelmiş, birçok ünlü sanatçı tarafından da çeşitli ses taşıyıcılarında seslendirilmiştir.

Deyişlerinden örnekler:

1.

Âşık mâşukunun derdine düşmüş

Yanar aşk oduna tüter güzel dost

Hublar konmuş göçmüş belli yurdundan

Can cana muhabbet eder güzel dost

Benim ağladığım dosta hoş geldi

Gamze-i kirpikler sinemi deldi

Dost ile davâmız divana kaldı

Yahşı yaman her iş biter güzel dost

Ne ben de sabır var dostta merhamet

Çekerim derdini ederim gayret

Ali evladından bana bir imdat

Bunca ağlattığın yeter güzel dost

Derviş Ali’m dost dilinde eğlence

Gündüz hayalimde düşümde gece

Söz mü kalır ateşine yanınca

Bir gün ahım seni tutar güzel dost

2.

Erenler, Veliler, Kırklar, Yediler
On iki imamlar kurbanıyız biz
Okundu tekbiri, durduk kıbleye
On iki imamlar kurbanıyız biz

Şahım sen kimseye bulma bahane
Bir zaman söylensin iki cihane
Rıza lokmasını ulu divane
On iki imamlar kurbanıyız biz

Anamız Meryem'dir, atamız
Cibril Nefesten zahirdir hükmüne kail
Bizi Şah’a kurban etti Azrail
On iki imamlar kurbanıyız biz

Yedi kerre yünceğizim kırptılar
İbrahim'in sürüsüne kattılar
Etimi de pare pare ettiler
On iki imamlar kurbanıyız biz

Kurbanlık koç ile bile koyuldum
Feriştehler çaldı, ben de sayıldım
Kırklar makamında ben de doyuldum
On iki imamlar kurbanıyız biz

Derviş Ali' im, kanın nâ-haka dökme
El ne derse desin, sen ana bakma
Şah yürümedikçe postundan çıkma
On iki imamlar kurbanıyız biz

3.

Gönül gel seninle muhabbet edelim
Kimseye bırakma arayı gönül
Ya benim kimim var kime yalvarayım
Kaldır kalbindeki karayı gönül

Dünya için gül benzini soldurma
Halden bilmeyene halin bildirme
Tabip olmayana yaran sardırma
Azdırırsın bir gün yarayı gönül

Solmazsa dünyada güzeller solmaz
Bu dünya fanidir kimseye kalmaz
Yalan dolan ile sofuluk olmaz
Mümin olan bekler berayı gönül

Derviş Ali’m öğüt verir özüne
Gönül lütfeyledi geldi sözüne
Azrail konarsa göğsün düzüne
O zaman beklemez sırayı gönül

Bin iki yüz*:Miladi 1784.

Kaynak:

Alevi-Bektaşi şiirleri antolojisi- İsmail Özmen

Ali Ekber Çiçek, Hacı Yetkin(Sözlü bilgiler).