2 Nisan 1958 günü Yozgat'ın Sorgun İlçesine bağlı Tulum Köyünde doğdu. Asıl adı Hasan Kaplan, mahlası Kaplani'dir. İlkokulu köyünde, ortaokulu nahiye ve kazada, liseyi Samsun ve Ankara'da okudu.

Liseden sonra Ankara Meslek Yüksek Okulu'na kayıt yaptırdı, ancak devam etme olanağı bulamadı. Bir süre çelik eşya üreten bir atölye de çalıştıktan sonra yeniden öğrenciliğe dönüş yaparak üniversiteyi bitirdi.

İlk şiirlerine ve bestelerine de öğrencilik yıllarında imza attı. Kaplani'nin (halk ozanlarının çoğunda olduğu gibi) bir ustası olmadı. Bâde içmek, saz çalarak hikâye anlatmak vb. değişik yörelerdeki ozan geleneğine ait unsurları da, dünya görüşüne uymadığı için benimsemedi. Bağlama çalmayı, türkü söylemeyi ve halkın sorunlarını şiirlerle anlatmayı sevdiği için şiirler yazdı, saz çaldı, türkü söyledi (hâlen de söylüyor).

Kaplani'nin şiirlerinde insanı hemen saran, duygulandıran, düşündüren çok güçlü bir anlatım vardır.

Konu olarak da toplumun sorunlarını, çelişkilerini, bu çelişkilerin nedenlerini ayrıntılarıyla işlediğini, çözümler aradığını sık sık görürüz Kaplani'nin şiirlerinde. Kaplani, hem kendinin kasetlere okuduğu hem de birçok ünlü sanatçı tarafındanseslendirilen, beğeniyle dinlenen çok sayıda söz ve besteyi müzik severlere armağan etti.

Yürüyorum Dikenlerin Üstünde, Ekilir Bir Gün, Senin Gibi Sahte Dosta İnanmam, Alıp Yare Götürmüyor Yol Beni, Kerbela Destanı, Denizin Yarası, İleriye Yürüyün Ayaklarım, Sevdiğim Senden Ötürü, Genç Kuşaklara vb. Kaplani'nin severek dinlediğimiz eserlerinden sadece birkaç tanesidir. "Yürüyorum Dikenlerin Üstünde" adlı kitabı ve aynı adı taşıyan kaseti ile sevenleriyle buluşan Kaplani, eşi ve üç çocuğuyla yaşamını Bolu'da sürdürmektedir.

Eserlerinden örnekler:

- 1 -

BIRAK GAM KEDERİ

Bırak gam, kederi yaralı gönlüm
Yüce dağdan duman çekilir bir gün
Çapa vurulmadık bu topraklara
İlkbaharda tohum ekilir bir gün

Yaşam boyu akmaz kan ile yaşın
Gün olur dikleşir eğilen başın
Matem müjdeleyen kanlı baykuşun
Ocağına incir dikilir bir gün

Meyveye dönüşür kuruyan dallar
Kaplani giyinmiş yeşiller allar
Gelir bayram günü çalar davullar
Ak ellere kına yakılır bir gün

- 2 -

GÖNÜL

Kar mı yağdı o güzelin gönlüne,
Bak sevdiğin senden soğumuş gönül.
Niçin avutursun kendi kendini,
Hiç aşkı sevdası yoğumuş gônül.

Vefasızlığını bilmiyor musun?
Ah edip derdine kalmıyor musun?
Uslanıp dersini almıyor musun?
Sana zulüm İçin doğumuş gönül.

Boşuna yanarsın göz göre göre,
Bu dert başka bir dert bulunmaz Çare,
Ne desen kar etmez vefasız yare,
Çünkü Hoyrat eli değil gönül,

Ferhat gibi dağlar delsen de boşa,
Mecnun gibi çölde Kalsan da boşa,
Kerem gibi yanıp ölsen de boşa,
Vefasıza yaren çoğumuş gönül.

Kimedir sitemin kimedir nazın,
Zehmeriye döndü baharın Yazın,
Yelkenler açtığın sevda denizin,
Hasan Kaplani'yi boğumuş gönül.

- 3 -
GİBİYİM
Ellerimde parça parça yüreğim,
Ben kendi kendimi ezer gibiyim.
Kızıl kor içinde kaldı ayağım,
Yalımlar üstünde gezer gibiyim.
Bağrıma dayandı zulümün ucu,
Açtığı yaralar veriyor sancı,
Kısacık ömrüme kurdum dar’ağcı,
İdam fermanımı yazar gibiyim.
Kaplani’yim ne aradım ne buldum,
Gırtlağıma kadar dert ile doldum,
Seyyid Nesimi’nin ahında kaldım,
Çıplak bedenimi yüzer gibiyim.
Dar’ağcı: Dar ağacı.
Seyyid Nesimi:Derisi yüzülerek öldürülen ozan.