1902 yılında Şarkışla'nın Emlek Bölgesi'ne bağlı Höyük Köyünde doğdu. Babası Musa Ağa, anası Kamer kadındır. Baba tarafından dedesi Aşık Palabıyık Mustafa'dır. Ana tarafından ise İğdecik'li Aşık Veli ile akrabadır.

Ali İzzet bir yaşındayken anası Kamer öldü. Musa Ağa Hatice Adlı bir kadınla evlendi. Bu kadın Ali İzzet'e öz oğlu gibi baktı ve büyüttü. Musa Ağa'nın maddi durumu o yıllara göre iyi sayılırdı. Ali İzzet 1917 yılında kendi köylerinden Hüseyin Çavuş'un kızı Gülizar ile evlendi. 1927 yılında ise ikinci evliliğini yine köylerinden Fatma adlı kızla yaptı. Bu iki evlenmeden 10 çocuk (İlk eşinden 7, ikinci eşinden 3) 40 da torunu vardır.

Ali İzzet'in saza ve şiire ne zaman merak sardığını kendisi de bilmiyor. Soranlara "Ben kendimi bildim bileli evimizden hiç aşık eksik olmazdı. Ben de onlardan heveslenerek saz çalmaya başladım" diyor. (Gerçekten de Höyük ve çevresi Alevi ozanların en çok yetiştiği bölgedir). Aşık Sabri Baba ve Aşık Ali Höyük'lüdür; Ali İzzet'e sazın nasıl tutulacağını, perdelerini, düzenini; şiirlerin ölçülerini, uyaklarını bu iki aşık öğretti.

İkinci evliliğinden sonra Ali İzzet babasından ayrıldı, babasının verdiği bir iki tarlayı ekip biçerek yaşamını 1939 yılına kadar çifçilikle uğraştı.

1940 yılı aşık için çok önemli bir yıl oldu. O yıl Sarıkaya'lı Aşık Hüseyin ile Ankara'ya geldi, Halkevi'nde konserler verdi, Halk Partisi'nin ileri gelenleriyle tanıştı. O dönemin en önemli yayınlarından olan "Ülkü" dergisinde şiirleri yayımlanmaya başladı. Daha sonra Köy Enstitülerinde Aşık Veysel'le birlikte gezici saz öğretmenliği yapmaya başladı.

1944-45 yılında Hamidiye Köy Enstitüsü'nde ayda 400 lira maaşla çalıştı. Uzun yıllar yurdun çeşitli yerlerinde gezip dolaştı, konserler verdi. Ali İzzet üretken bir ozandı. Yüzlerce (beşyüzden fazla) şiir yazdı ve bu şiirlerini çıkardığı kitaplarda topladı.

Birçok türküsü çeşitli sanatçılar tarafından Radyo, Tv. ve plaklarda okundu. "Şu Sazıma Bir Düzen Ver", "Mühür Gözlüm Seni Elden", "Kader Torbasına Elim Uzattım" ve "Yürü Bire Çiçek Dağı" vb. türküleri Halk Müziğimize repertuarımıza kazandıran Ali İzzet 1981 yılında Hak'ka yürüdü. Mezarı doğduğu köy olan Hüyük'tedir. Mezarını sağken kendisi yaptırmıştır.

ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER:

- 1 -

MÜHÜR GÖZLÜM

Mühür gözlüm seni elden,
Sakınırım kıskanırım.
Uçan kuştan esen yelden,
Sakınırım kıskanırım.

Kavumundan akrabandan,
Kardeşinden öz babandan,
Seni doğuran anandan,
Sakınırım kıskanırım.

Beşikte yatan kuzundan,
Hem oğlundan hem kızından,
Ben seni senin gözünden,
Sakınırım kıskanırım.

Havadaki turnalardan,
Su içtiğin kurnalardan,
Geyindiğin sırmalardan,
Sakınırım kıskanırım.

Al’İzzeti ancalardan,
Elindeki goncalardan,
Yerdeki karıncalardan,
Sakınırım kıskanırım.

- 2 -

AŞKIN POLİSLERİ
Aşkın polisleri tuttu yakamı,
Ne alır canımı, ne de el çeker.
O zalim yar benden kesti selamı,
Ne bir mektup yazar, ne de tel çeker.
Girdi dil şehrine sevda taburu,
Can yurduna hücum etti her biri,
Kader denizinde umut vapuru,
Ne batar kurtulur, ne de yol çeker.
Feleğinen geçinmiyor İzzet’i
Çirkin huyları var, kötü adeti,
Şu bendeki derdi, ahı feryadı,
Ne dağ taş götürür, ne de kul çeker.

-3 -

ALIŞTIM

Sazım bana yoldaş oldu geziyor,
Şu hasta gönlüme derman yazıyor.
Şâd olduğum zaman yaram azıyor,
Mihnet bana ben mihnete alıştım.

Cefa bize düğün bayram dem gelir,
Ya gülsem oynasam keder gam gelir,
Derdim artar günden güne zam gelir,
Dertler bana ben dertlere alıştım.

Ceza hapishane bize yayladır,
Âşıklara zindan cennet-âlâdır,
Güzellerin aşkı başa beladır,
Hoyrat bana ben hoyrata alıştım.

Kazaya belâya dayanır mertler,
Sabredenler buldu türlü nimetler,
Çileler azaplar acılar dertler,

Demişler ki Al'izzet'e alıştım.

ihsanozturk.com