Şarkışla'nın Hacı Himmetli Mahallesinde (şimdiki adı Gültekin Mah.) 1867 yılında doğmuş, yine Şarkışla'da 1934-1935 yılında vefat etmiştir. YaşamınıbabasıMehmet'den miras kalan, fazla verimli olmayantopraklardaçift çubuğuyla rençberlik yaparak, evinin yanındaki bostanında havuç, yerelması vs. yetiştirip satarak, o dönemde Şarkışla'nın çoğunluğu gibi, yoksulluk içinde geçirmiştir. 1887 yılında Askere gitmiş, dönüşte Ümüs (Ümmügülsüm) adlı bir kızla evlenmiştir. Bu evlilikten üçü kız,ikisierkek olmak üzere beş çocuğu olmuştur.
Aşık Ahmet'in, sesi de çok güzeldir, o yüzden müzikli sohbetlerin vazgeçilmez konuğudur. Kendisinden önceki ozanların ve yörenin türkülerini çok güzel icra etmektedir.Kendisözleriyle söylediğitürküleri de vardır, ne yazık ki o dönemde yörede fazla okur-yazar insan olmadığı için deyişleri yazılı olarak günümüze ulaşamamıştır. Bu güne kadar Aşık Ahmet'le ilgili tek araştırmayı Öğretmen Fazıl Oyat yapmıştır. O araştırma da ancak Aşığın ölümünden sonra, Aşığı tanıyanlardan edinilen bilgilerden oluşmuştur ve çok kapsamlı değildir.. 1887 de İstanbul'a Bolu üzerinden yaya olarak askere giderken şu demeyi söylemiştir :
Çıktık Bolu'nun dağına
Baktım soluma sağıma
Bizi çektiler dağına
Ne hoş dağlardır bu dağlar
Bolu Dağı sıklık orman
Eşkıya yatağı harman
Bu Hünkârdan bize ferman
Ne hoş dağlardır bu dağlar
İnil inil sular akar
Türlü ireyhalar kokar
Kölgeden aslanlar çıkar
Ne hoş dağlardır budağlar
Top top meşeleri bitmiş
Dibini gölgesi tutmuş
Yine yaz bahara yetmiş
Ne hoş dağlardır bu dağlar
Şarkışla'ya bağlı Döllük Köyün'de bir düğün oluyormuş. Yanık ve şen sesiyle meclisleri donatan Aşık Ahmet'i de çağırmışlar. Orada eğlenirken Hanifi adlı birisi, aşığın çarığını alıp saklamış. Aşık; çarığını Hanifi'nin aldığını anlamış ve 'çarığımı getirsin' diye haber göndermiş. Hanifi çarığı kendisinin almadığını söylemiş. Aşıkla biraz sonra karşılaşmışlar aşık 'Hanifi benim çarıkları sen aldın ver; yoksa seni boyarım' demiş. Ama Hanifi ısrarla çarığı kendisinin almadığını yinelemiş. Bunun üzerine Aşık Ahmet şu demeyi
(şiir) söylemiş:
Minnetçiler gönderdik
Holdur'un Yörüğüne
Döllük'te mi göz diktin
Aşığın çarığına
Hey utanmaz kerahat
Gel bu işten ferahat
Sırım yemediğin gün
Olaman mı irahat
Pinliklerdeferikçi
Kalelerde arıkçı
Şu Holdur'un yörüğü
Hanifi'dir çarıkçı.
Hey utanmaz kerahat
Gel bu işten ferahat
Sırım yemediğin gün
Edemen mi irahat.

ihsanozturk.com